Yunanistan l Seyahat

Herkese Merhaba,
Yunanistan’a gittiğimi gören birkaç arkadaşım hem fotoğrafları hem de ne şartlarda gittiğimi öğrenmek isteyince bende bir postla yunanistan maceramızı anlatıp sizlere fikir vermek istedim. Ben gitmeye karar verdiğim zaman çok fazla araştırma yapmış bazı şeylerle ilgili hiç bir bilgi bulamamıştım, belki yazdıklarım gitmek isteyenlere kaynak olur…
Gezmeyi, görmeyi, yeni yerler keşfetmeyi sanırım sevmeyen yoktur. Herkes imkanları ve vakti dahilinde gezip toza dursun uzun zamandır eşimle planladığımız bir yurtdışı programımız vardı. Biz yurtdışına ilk defa çıkacaktık, dil de bilmediğimiz için ilk yurtdışı seyehatini ets tur ile gerçekleştirme kararı aldık. Ama gel gör ki ne ets tur yetkilileri ne de çek cumhuriyeti konsolosluğu vize başvurum için başörtülü fotoğrafımı kabul etmedi. Hal böyle olunca ben bayağı üzüldüm tabi, istedikleri gibi fotoğraf vermek istemediğim için ya turdan vazgeçecek yada başka yollar bulacaktık. Avrupa birliğine bağlı ülkeler arasından herhangi birinden vizem olursa gidişte problem olmaz düşüncesiyle tur iptaline son 1 hafta kala Yunanistan konsolosluğuna vize başvurusu yaptık. Eşimin şirketten ve arkadaşlarından bağlantıları olunca neyseki yunanistan bana 1 aylık vize verdi. Vize işi halledilince yunanistan’a giriş çıkış yapmak ve vizemi kullanmak amaçlı fuar haftası günübirlik Yunanistan biletlerini aldık.
İstanbul’dan Selanik’e sadece Metro Turizme ait günde 1 araç Esenler otogardan Selanik’e gidiş dönüş sefer düzenliyor. Bilet fiyatları kişibaşı 45TL. Otobüsler birkaç hafta üst üste baktığımız ve karar veremediğimiz için dikkatimi çekti ki full çekiyor, önceden alınması daha uygun gözüküyor en azından istediğiniz koltukta seyehat edebilmeniz için… Ayrıca size tavsiyem otobüs biletini alırken Türk mü? Yunan aracımı olduğunu muhakkak sorun, zira giderken Yunan aracıyla gittik bayağı eskiydi koltuk arkalarında tv bile yoktu, dönüşte Türk aracı vardı ve tv li yeni bir araçtı.
Bu arada bazı fotoğrafların kalitesi iphone ile çekildiği için kötü çıkmış, bazıları da sanatsal değil gezi ve hatıra amaçlı çekildiği için rötuş yapılmamıştır, ama sizlere tanıtmak amacıyla eklemeden edemedim :)
Fuarın 3. günü akşam Esenler’den yola çıktık, şöför yunan, host ise türk idi, sürekli aralarında yunanca konuştuklarından yolculuk şimdiden eğlenceli olacak gibi gözüküyordu, çok fransız kalacaktık belliydi :)
Yaklaşık 5 saatlik yolculuk sonrası İpsala’dan giriş yaptık, sınır kapısında pasaport kontrol ve yurtdışı çıkış pulu alıp damga vuruyorlar. Türk tarafından çok fazla bir sıkı kontrol göremedim, ama yunanistan tarafına geçince kendimi mülteci gibi hissettim, kontroller daha sıkı, bagajlar indirilip kontrol ediliyor, pasaport kontrolleri daha sıkı yapılıyor. Türk tarafında 15-20 dakika kaldıysak yunan tarafındaki kontrollerde 1 saate yakın kalmış olmalıyız.
Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, en çok ilgimi çeken Türk-Yunan sınırı oldu ki gece ve otobüsle geçtiğimiz için fotoğrafını çekemedim, ama google dan sizin için bir görsel buldum. Aşağıda göreceğiniz gibi Meriç nehrine kurulmuş bir köprü, bir tarafı kırmızı demirlerle boyalı Türk bayraklı Türkiye, diğer tarafı mavi ile boyalı Yunan bayraklı Yunanistan tarafı, ortada da bir çizgi :) çizgiyi geçince sınırı da geçmiş oluyorsunuz :)
Sınırı geçtikten yaklaşık 40km sonra Yunanistan’ın ilk liman şehri Alexandroupoli yani Türk adıyla Dedeağaç’a varıyorsunuz, ondan sonra otobüs sizi toplamda 12 saat yolculuk sonrası Selanik’e bırakıyor, bizim amacımız giriş çıkış olduğu için ve vaktimiz kısıtlı olduğu için biz Dedeağaç’ta kalmayı planlamıştık. Saat 22:00 de bindiğimiz yolculuk sabaha karşı 04:00 te son buldu ve otobüs bizi hiç bilmediğimiz bir caddede bıraktı ve gitti :) işte asıl macera bundan sonra başladı, bizimki biraz gözü kapalı gitmek gibi olsa da şimdi iyi ki öyle yapmışız diyorum, dil bilmiyoruz, yer bilmiyoruz, tanıdık yok, burada sırtında çanta, ellerinde haritayla gezen turistler görünce iyi cesaret derdim geze geze keşfediyorlar. Önce sokakları caddeleri bir süre turladık, keşfetmeye çalıştık niyetimiz yakın zamanda zaten sabah olacağı için gezmek, gün aydınlanınca da kahvaltı yapıp şehri turlamak ve sonrasında da dönmekti, ancak yorucu günler geçirdiğimiz için birkaç saatte olsa bir otele gidip uyuyalım kararı aldık ve otel arayışına girdik, gecenin bu saati barlar ve gece kuluplerinden başka açık yer yoktu tabiki, gezerken bir otel bulduk lobide in cin top oynuyor hello mello bağırdık kimse ses vermeyince çıktık, tabi o arada herşey komedi bizde :) başka bir otel bulduk, lobideki görevli full dedi yani yeri yoktu, dedik herhalde bulamayacağız uygun bir yer, sonra polis karakolunu gördük ve bir polise soralım dedik, polis memuru ingilizce bilmiyordu ve hotel diyince birşey anladı anlamadı bize taksileri, arka sokakları gösterdi, sanırım bilgisi yoktu :) neyse dedik sokak aralarında gezmeye devam ediyorduk ki bu oteli bulduk ve gecesi 40€ dan pek gecesi olmasada birkaç saat uyumak üzere anlaştık.
Yaklaşık 4 saat uyuduktan sonra kahvaltı yapmak üzere otelden çıkışımızı yaptık. Dedeğaçta çok fazla kol böreği dükkanı bulduk neredeyse pastane yerine heryerde kol böreği ve üzerine pudra şekeri dökülen böreklerden vardı, dükkanların kapısından geçerken bile ağır bir koku vardı, zaten o börekler eşimle benim damak tadımıza hitap etmediği için normal pastane aradık ve bir tane bulduk. Yola çıkmadan önce neyle karşılaşacağımızı bilmediğimiz için bisküvi kuruyemiş vs almıştık otogardan, ben peynirli poğaça ve sallama çay ile kahvaltı yaptım eşim hiçbirşey istemediği için bisküvileri atıştırmakla yetindi :)
Kahvaltı sonrası yine vurduk kendimizi yollara, sokak aralarında dolaşırken bu camiye ve Selanikli bir imama rastladık, o ana kadar hiç Türk’e rastlayamadığımız için selam veripte selam almak ve bir imama rastlamak çok güzeldi :) kısaca sohbet ettikten sonra dönüşle ilgili bilgi almaya çalıştık kendisinden, dönüş otobüsünün nereden kalkacağını bile bilmiyorduk :)
Alexandroupoli Tren İstasyonu…
Haftasonu olduğu için cafeler harici bütün mağazalar kapalıydı, haftaiçi olsaydı görülecek güzel mağazalar, butikler, dükkanlar vardı, kısmet artık belki bir dahaki sefere :)
Şehrin muhtelif yerlerinde küçük kiliseye benzer yapılar var, insanlar içeriye girip önce kutuya para atıyor ve bir mum alıyor, daha sonra mumu yakıp dikiyorlar, dua ediyorlar ve saygı gereği geri geri çekilip çıkıyorlar…
Yunanistan’a girdiğimizde bir dikkatimi çeken şey de şehirlerarası yol kenarlarındaki kilise maketleri oldu, bu maketleri trafik kazasında o noktada vefat eden yunanlılar için yaptırıp o noktaya koyuyorlarmış… Gelen geçen dua etsin diye, demekki bizim mezarlıklardan geçerken biz nasıl dua okuyorsak onlarda böyle bir inanış gerçekleştiriyorlar.
Dedeağaç Limanı ve Limanın simgesi Fener…
Her gittiğimiz yerden magnet biriktirme hastalığı sanırım birçoğumuzda vardır, bu durağıda eklemeden etmedik magnetimizi aldık…
Günübirlik yolculuğumuz saat:14:00 te limandan kalkan otobüsle geri dönmek üzere son buldu, dönüştede çok renkli insanlarla tanıştık ve dost olduk, bize göre hiç bilmeden bu maceraya girmek çok zevkliydi, arasıra böyle kaçamaklar yapıp amaçsızca biryerleri keşfetmenin devamı gelecek sanıyorum, bu arada bana dış görüntümden dolayı vize vermek istemeyen çek cumhuriyeti seyehatimizde, yunanistanın verdiği vizeyle çok yakında prag-budapeşte-viyana turu olarak gerçekleşecek, umarım sizleri sıkmamışımdır. Sizden gelen geri bildirimler sonrası belki orada gezip gördüğüm yerleri ve tecrübelerimi de aktarmak kısmet olur.
Sevgiler

8 thoughts on “Yunanistan l Seyahat”

  1. sıkılmadık valla sanki bende yunanistena gittim sizle macera yaşamışım gibioldu okurken .nede güzel yazmışsın ağzına sağlık

  2. ay çok begendim her gezip gördügünüz yeri bizimle böyle paylaşın lütfenn :)

  3. Beğenmenize sevindim, inş. vaktim elverdikçe böyle talepler beni yüreklendirir 😉

  4. İpsala sınır kapısı dediğiniz yerin fotosunu internetten bulup koymuşsunuz ama o nehir Meriç nehri değil o kapıda İpsala sınır kapısı değil sanırım çünkü Meriç nehri daha geniş bu nehir olsa olsa Tunca nehridir ve büyük olasılıkla resimde Pazarkule sınır kapısıdır isterseniz biraz araştırın ben sadece yorum yapıyorum

  5. Benim ipsala da gördüğüm yer aynı buraya benziyordu, bende bulduğum fotoğrafın yalancısıyım ama benim gördüğüm yere en çok benzeyen fotoğraf bu sanırım.

  6. Merhaba, biz de gitmeyi dusunuyoruz da kirmizi pasaport icin vize almakmgerrkiyor mu acaba yokss vizesiz midir dedeagac?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Goto Top